Öyle derin ki acılar ve öylesine kırılmış ki kalpler, insan kırıldıkca daha farklı yazıyormuş. Eski bir aşığının küçük bir anısını hatırlamak bile gözlerinden parlak damlalar süzülmesine sebep oluyormuş. Can, gerçekten acıyormuş. Hayatlar mahvoluyor, çocuklar heveslerini yitiriyor, kırık bedenlere vaadedilmiş yarınlar teker teker dün oluyormuş. Hayat gerçekten de zormuş. Herşeye rağmen gülmek güzel ama artık insanlar tebessüm dahi edemiyormuş..

Gözlerindeki garip buğu ile sonbahar gecesi gibi, ağlayacak kadar hüzünlü ve hassas fakat yağmurlu gecelere bile yenilmeyecek kadar güçlü ve sahici bir adamsın. Sen sevmek, sevilmek için varsın. Ve ben, artık; senden başkasını sevemem.

23.35

Kadınsal içgüdüleri canlandıran, heyecan dolu filmler lazım bize. Ya da gözlerimizi kapatıp sadece hayal kurmalıyız. Garip söylemler içerisinde kaybolan ölü ruhlardan ibaretiz. Canlanmalıyız. Günümüz aygıtlarından kurtulup bir kutup ışığını izlemeli, kaygısızca sokaklarda koşmalıyız. Belki çıplak kalıp, tenlerimizin sıcaklığını hissetmeliyiz. Bir kaç eski, kalın kitap tanımakla başlayabiliriz meşguliyetlerimize. Ya da radyo dinlemeli, rafa kalkmış şarkıların şöyle bir tozunu almalıyız. Usulca dans edip birbirimize şiirler fısıldamalıyız..

kemikkadin:

 Hafif bir müzik, sigara dumanı, masanın üstünde içkiler, kahkaha sesleri. “Bir şey öğrendiysem o da senin kimseye ihtiyacının olmadığı. Bu gece senin.” 

 Küçük keklerin üstünde duran mumları söndürürken, başka bir dilek diledim. Yanımda kalan, masamda oturan, beni sevip saran insanlara dair bir dilek diledim. 

 Doğum günümü kutlayan sizlere tekrar teşekkür ederim. 

Kitap yazmak isterdim ya da şiir. Mısralarımın kırık kalplerde anlam kazanmasını, buruk yüreklerin acılarını paylaşmayı hatta hafifletmeyi isterdim. Kısa hikayeler yazmak isterdim insanları içine çeken. Yüzlerini bir an için güldürmek. Ya da şarkı yazmak isterdim ve söylemek. Hani bunalana kadar dinlenen ama hiç bunaltmayan türden. Güzel insanlar tanımak isterdim gülüşlerinin altındakileri görmek..

Tek tuşu kırılmış bir piyano. İçinde, aşıkların kalp ritimleriden olma, naif duyguların dışa vurumu şarkılar var, hiç çalınmamış… Bu piyanonun bir de kırık tuşu var; tüm şarkıların yarım kalmasına sebep olan, üzerine basıldıkça piyanonun tellerini...
Zoom Info
Tek tuşu kırılmış bir piyano. İçinde, aşıkların kalp ritimleriden olma, naif duyguların dışa vurumu şarkılar var, hiç çalınmamış… Bu piyanonun bir de kırık tuşu var; tüm şarkıların yarım kalmasına sebep olan, üzerine basıldıkça piyanonun tellerini...
Zoom Info

Tek tuşu kırılmış bir piyano. İçinde, aşıkların kalp ritimleriden olma, naif duyguların dışa vurumu şarkılar var, hiç çalınmamış… Bu piyanonun bir de kırık tuşu var; tüm şarkıların yarım kalmasına sebep olan, üzerine basıldıkça piyanonun tellerini yakan, canını acıtan. Bunlara rağmen asla yerinden çıkarılamayan, çıkarılırsa da yeri asla doldurulamayacak, büyülü bir tuş. Şansa bakın ki piyano da tüm şarkılarını kırık tuşun buğulu notasına kazımış. Belli ki piyano, onca tuş arasında ona sadece acısını bırakıp giden bir tuşa tutulmuş. Peki ya tuş? Tuş da yarısını bırakmış piyanoya. Küçücük tuş, iki şeyden oluşuyormuş; aşk ve acı. Acısını bırakmış piyanoya. Bu yüzden piyanonun aşk şarkıları yarım kalmış. Ama tuş da kırılmış, ayrılmış ortadan ikiye. Onun da canı acımış, belki de oradan zorla kırılıp alınmış. Şimdi piyanoya mı üzülmeli, tuşa mı? Şimdi insan kendini mi düşünmeli, ona acı bırakıp giden aşığını mı?

adamyaziyoryaa:
“Turgut uyar demiş ki:
- En iyi ben yenilirim;
dosta, düşmana, aşka…
Tomris Uyar demiş ki:
- Biri geliyor,
hayatımıza bir makas atıyor;
o yaşadığımız bölüm,
bütünün dışına düşüyor.
Cemal Süreya demiş ki:
- Kim istemez mutlu olmayı
ama...

adamyaziyoryaa:

Turgut uyar demiş ki:
- En iyi ben yenilirim;
dosta, düşmana, aşka…

Tomris Uyar demiş ki:
- Biri geliyor,
hayatımıza bir makas atıyor;
o yaşadığımız bölüm,
bütünün dışına düşüyor.

Cemal Süreya demiş ki:
- Kim istemez mutlu olmayı
ama mutsuzluğa da var mısın?

Edip Cansever demiş ki:
- Özlemim sanadır,
varsın kar yağsın, daha yağsın
seni arındırıncaya kadar.

Didem Madak demiş ki:
- İnsan kaybolmayı ister mi?
Ben işte istedim bayım.
Uzaklara gittim
Uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin
Uzaklar seni ister, bak uzaklar da aşktan anlar bayım!

Sabahattin Ali demiş ki:
- Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor da, kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlanış da insanın içini sızlatıyor. Bunun sebebi herhalde “bu böyle olmayabilirdi” düşüncesi, yoksa insan mukadder telakki ettiği şeyleri kabule her zaman hazır.

Tezer Özlü demiş ki:
“ Haykırmak istediğim çok şey var. Büyük kayıplar yıkacak değil bizi. Açıkça birbirimizle konuşamıyorsak ben ağlamak, bağırarak ağlamak için bahçenin yeşillikleri gerisindeki odama geçiyorsam, biliyor musun, ne güzel ağıtlar içinde uyuyakalmak ? ”

Oğuz Atay demiş ki:
- Kelimeler albayım, kelimeler.
bazı anlamlara gelmiyor.

Attila İlhan demiş ki:
çünkü ayrılık da sevdaya dahil
çünkü ayrılanlar hala sevgili!

Metin Altıok demiş ki:
Öyle yalnızız ki bu panayırda
Sevgimiz durmadan bir taşı ovar.
Sevgilim aşk da uyar çevreye
Ve kendine parlak bir yalan arar.

Behçet Aysan demiş ki:
Kırgınım, saçılmış
bir nar gibiyim
sessiz akan bir ırmağım
geceden
git dersen giderim
kal dersen kalırım

Nazım Hikmet demiş ki:
Seni düşünmek güzel şey,
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey…
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum…